Giriş
Makaleler
Seyir Defteri
Şeyler
Arşiv
Bağlantılar
...
...
2 KASIM 2009
Gazze Raporu Güvenlik Konseyi yolunda

İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri İhsanoğlu: "İsrail, raporun önemini anlamış durumda; önünü kesmek için kampanya yürütmelerinin nedeni bu."

Danimarka parlamentosu yeni gösteri kanununu iklim zirvesine yetiştirdi
İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, İsrail'in geçen kış Gazze Şeridi'nde yürüttüğü askeri operasyonun sonuçlarıyla ilgili bir rapor hazırlanmasına kendilerinin öncülük ettiğini ve "Goldstone Raporu" olarak anılan raporun BM İnsan Hakları Konseyi'nde onaylanmasından mutluluk duyduklarını söyledi.

Güney Afrika eski anayasa mahkemesi hakimi Richard Goldstone'un yönetiminde hazırlanan ve Gazze Şeridi'ne yönelik "Dökme Kurşun" operasyonu sırasında İsrail ve Hamas'ın savaş suçları işlediğini gösteren bulgular ortaya koyan rapor, İsrail ve ABD'den sert tepki almıştı. Goldstone Raporu, tepkilere ve Filistin Yönetimi'nin oylamayı erteleme isteğine rağmen BM İnsan Hakları Konseyi'nde ele alınmış ve onaylanmıştı.

İKÖ Genel Sekreteri İhsanoğlu, El Cezire'de yayınlanan röportajında, araştırma sürecini başlatan kuruluşun kendileri olduğunu belirtti. İhsanoğlu, "3 Ocak 2009 tarihinde, Gazze'de saldırılar sürerken İKÖ yürütme komitesi bakanlar düzeyinde toplantıya çağrıldı. Bu toplantıda, Cenevre'deki İKÖ heyetinin İnsan Hakları Konseyi'ne, Gazze'ye bir araştırma ekibi gönderilmesi konusunu değerlendirmesi isteğiyle başvuruda bulunması kararlaştırıldı" dedi. "8 Ekim'de Cenevre'ye gittim ve İKÖ ve yüksek komiserle [BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navanethem Pillay] toplantı yaptım. Süreci değerlendirdik ve rapor İnsan Hakları Konseyi tarafından onaylandı."

Filistin Yönetimi'nin raporun oylanmasını erteleme isteği konusunda ise İhsanoğlu, "Bu bizim için büyük bir sürpriz oldu; tatsız ve üzücü bir sürpriz" dedi. "O sırada Washington'da medya temsilcileriyle, düşünce kuruluşlarıyla görüşmeler yapıyordum ve haber geldiğinde de ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'la bir toplantım vardı. Bu beklemediğimiz bir şeydi. Ama sonuçta süreci devam ettirebildiğimiz ve İnsan hakları Konseyi'nin onayını aldığımız için sevinçliyim."

İhsanoğlu, "Konsey'in raporu onaylaması, Gazze'de yüzlerce Filistinli sivil öldürüldükten sonra İsrail'in savaş yöntemlerini etkileyecek mi?" sorusunu da şöyle yanıtladı: "İsrail bu raporun etkisinin önemini anlamış durumda. Goldstone Raporu'nun önünü kesmek için son derece güçlü bir kampanya yürütmelerinin nedeni bu."

Röportajda Gazze için söz verdikleri 100 milyon dolarlık yeniden inşa yardımının yüzde 37'sinin devlet dışı örgütler üzerinden bölgeye aktarıldığını da belirten İhsanoğlu, buna karşın bölgede İsrail'in engellemeleri nedeniyle yeniden inşa çalışmalarına başlanamadığını söyledi. İhsanoğlu, "Gazze'de yeniden inşa çalışmaları yapılamıyor çünkü İsrail bölgeye bunun için gerekli malzeme ve gereçlerin sokulmasına izin vermiyor. Bunu ne biz ne de bir başkası yapabilir; tabii eğer BM ya da UNRWA [BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu] bunu yapmanın bir yolunu bulamazsa."

Rapora Güvenlik Konseyi yolu açıldı

"Goldstone Raporu"nda İsrail'in Gazze'deki operasyon sırasında orantısız güç kullanarak, sivilleri bilinçli olarak hedef alarak, Filistinlileri kalkan olarak kullanarak ve sivil altyapıyı tahrip ederek "savaş suçları işlediği, bunların insanlık suçlarına kadar varabileceği" belirtiliyor. Raporda Gazze'yi kontrol eden Hamas dahil olmak üzere Filistinli militan grupların da İsrail'in güneyine yönelik roket saldırıları ve topçu ateşiyle insanlık suçlarına kadar varabilecek savaş suçları işlediği saptaması yer alıyor.

15 Eylül'de açıklanan rapor İsrail yetkililerinden çok sert tepkiler alırken ABD'den İsrail'e hemen destek gelmiş, ABD'nin BM daimi temsilcisi Susan Rice BM İnsan Hakları Konseyi'nin Gazze'ye yaklaşımının ciddi biçimde hatalı olduğunu söylemişti. Rice, raporun BM Güvenlik Konseyi'nde ele alınmasına gerek olmadığını, ele alınacağı yerin İnsan Hakları Konseyi olması gerektiğini de bildirmişti.

Rice'ın açıklamasından yaklaşık bir ay sonra, 16 Ekim'de İnsan Hakları Konseyi'nden raporun desteklenmesi kararı çıkınca raporun BM Güvenlik Konseyi'ne gelmesinin yolu açılmış oldu. İnsan Hakları Konseyi'nde yapılan oylamada 25 ülke temsilcisi olumlu oy kullanırken altı ülke (ABD, Hollanda, İtalya, Macaristan, Slovakya, Ukrayna) olumsuz oy kullandı, 11 ülke çekimser kaldı (aralarında Belçika, Bosna, Japonya, Norveç de bulunuyor), beş ülke ise oy kullanmadı (aralarında Fransa ve İngiltere de var).

Raporun BM Güvenlik Konseyi'nde ele alınması kritikik bir aşamayı simgeliyor, çünkü Güvenlik Konseyi'nin konuyu Hague'daki Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne gönderme yetkisi bulunuyor.

Geçen hafta El Cezire'de yayınlanan (22 Ekim) röportajda Gazze raporunun mimarı Richard Goldstone, raporla ilgili eleştirilere yanıt verdi ve ABD'nin rapora ilişkin "ciddi endişeleri"ni açıklamasını istedi.

Goldstone Raporu'ndaki saptamalardan bazıları şunlar:

- 15 Ocak 2009'da Gazze Şehri'ndeki BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu tarafından kullanılan bina bombalandı. Bina, 600 ila 700 sivil tarafından sığınak olarak kullanılıyordu ve içinde büyük bir yakıt deposu bulunuyordu.

- Önceki günlerde bir dizi yanlış uyarı verildikten sonra 9 Ocak 2009'da El Bedir un fabrikası hava saldırılarıyla vuruldu. Fabrika, Gazze'de faaliyet halinde olan tek un fabrikasıydı. Araştırma ekibi, fabrikanın imha edilmesinin askeri açıdan herhangi bir haklılığı olmadığı sonucuna vardı.

- Gazze Şehri'nin güneyinde bulunan Zeytun mahallesinde tavuk çiftlikleri İsrail ordusuna ait zırhlı buldozerlerle sistematik bir biçimde yok edildi ve 31 bin tavuk imha edildi. Çiftlikler Gazze'de tüketilen yumurtanın yüzde 10'unu karşılıyordu. Araştırma ekibi bunun askeri bir amaçla gerekçelendirilemeyeceği ve yoksunlaştırmaya yönelik bilinçli bir imha hareketi olduğu sonucuna vardı.

- Gazze Atık Su Arıtma Tesisi'nin atık havuzlarından birinin duvarları İsrail birlikleri tarafından yıkıldı ve 200 bin metreküp atığın bölgedeki tarım arazilerine akmasına yol açıldı.

- İsrail birlikleri Gazze Şehri'ndeki El Kuds Hastanesi'ne ve bitişiğindeki ambülans garajına bilinçli olarak ve doğrudan fosfor bombalarıyla saldırı düzenledi. Çıkan yangın ancak bir günde kontrol altına alınabildi. Araştırma ekibi, hastaneden İsrail birliklerine ateş açıldığı iddiasını araştırdı ve bunun doğru olmadığı sonucuna vardı.

Raporda İsrail tarafından "uyarı" amacıyla uygulanan "çatı tıklatma" ("roof knocking") yöntemi konusunda da bir saptama yer alıyor. Israil ordusunun 2006 yılından beri, ama özellikle Dökme Kurşun operasyonu sırasında uyguladığı "çatı tıklatma", imha edilecek binalara önceden fazla mühimmat içermeyen bombalar atılması anlamına geliyor. Içeride bulunanlar için bunun anlamı, binanın 10 ila 15 dakika içinde boşaltılması gerektiği. Raporda bu konuda şöyle deniyor: "Bu yöntemin hem etkisiz olduğu, hem de bina sakinleri açısından bir tür saldırı olduğu sonucuna varılmıştır."

...