Giriş
Makaleler
Seyir Defteri
Şeyler
Arşiv
Bağlantılar
...
...
9 KASIM 2009
ABD'de 80 yılın işsizlik rekoru

ABD'den gelen yeni veriler neye işaret ediyor?

Danimarka parlamentosu yeni gösteri kanununu iklim zirvesine yetiştirdi
Geçen hafta sonuna doğru ABD'de açıklanan üç veri, küresel krizde hangi noktaya gelindiği konusunda farklı yorumlara yol açtı.

- Ekonomik kriz yoğunlaşırken devlet desteğiyle kurtarılan dev finans şirketi AIG (American International Group Inc.) 2009 ikinci çeyrekte 1.8 milyar dolar kâr elde ettiğini bildirdi.
- ABD'de işsizlik oranının yüzde 10.2'ye yükseldiği (bir önceki ay yüzde 9.8) açıklandı.
- ABD'de üçüncü çeyrekte yüzde 3.5 büyüme gerçekleştiği bildirildi.

ABD'de işsizlik son 26 yılın en yüksek düzeyine çıkarak yüzde 10.2'ye yükselirken (1980'lerdeki tepe noktası yüzde 10.8) ekim ayında 190 bin kişinin daha işsiz kaldığı açıklandı. Sadece son iki yıl içinde işsizler ordusuna eklenenlerin sayısı 7.3 milyon. Öte yandan, resmi işsizlik rakamları sadece kayıtlı olarak iş arayan kişileri kapsıyor. İşsiz olduğu halde çeşitli nedenlerle (genellikle iş bulma umudunu kaybetme) iş aramaktan vazgeçmiş kişiler ve geçici ya da yarım zamanlı işlerde çalışanlar bu rakamın dışında.

New York Times tarafından yapılan bir çalışma, kayıtlı olarak iş aramayanlar ve geçici işlerde çalışanlar da dahil edildiğinde işsizlik oranının yüzde 17.5 olduğunu ortaya koyuyor. Bu oran ise, 1982 yılı sonlarındaki yüzde 17.1'lik tepe noktasının da üstünde. Söz konusu çalışma, işsizlik oranının son 26 yıldaki değil, 1929'da başlayan Büyük Bunalım'dan bu yana en yüksek düzeye çıktığını gösteriyor.

Geçen hafta bu verilere ABD Başkanı Obama ve ABD Merkez Bankası'nın açıklamaları eşlik etti. Obama, işsizlere sağlanan yararları genişleten ve ev alanlara vergi ödemede kolaylık sağlayan yasal düzenlemeleri imzalarken, daha fazla teşvik sağlamanın yollarını aradıklarını söyledi. Bundan iki gün önce de Merkez Bankası, "Sıfır faiz oranı"nı sürdürme niyetinde olduğunu açıklamıştı.

İşsizlik artışında işten çıkarmalar çok büyük bir rol oynamıyor: işten çıkarma oranları 2001 krizindekiyle hemen hemen aynı. Bugün farklı olan ve işsizlik artışında asıl baş rol oynayan şey, yeni işe almalardaki büyük gerileme.

Bu arada ABD'deki gerçek ücret artışlarında son bir yıl içinde yüzde 1 ila 2'lik bir ilerleme görülüyor. Bu, son krizin daha öncekilerden farklı olduğu noktalardan biri. 1970'lerde başlayan krizde ücretler önemli oranda düşmüş ve bu gerileme 1980'lerde de devam etmişti.

ABD'de 3. çeyrekteki yüzde 3.5'lik büyümenin krizden çıkış işareti olarak görülüp görülemeyeceği ise tartışmalı. Bunda, otomotiv sektörüne sağlanan desteğin ve ilk kez ev alanlara sağlanan sübvansiyonların önemli payı var. Öte yandan, BusinessWeek'ten Michael Mandel geçen haftaki yazısında GSYİH hesaplamasındaki bir ayrıntıya ve gözden kaçan bir soruna işaret etti. Gerçek büyüme oranının açıklanandan en az 1 puan az olabileceğini söyleyen Mandel, GSYİH hesaplamalarında maddi olmayan [intangible] varlıklara yönelik yatırımların dikkate alınmadığını, oysa krizde asıl bu yatırımların büyük darbe yediğini belirtti. Mandel, son bir yıl içinde toplam istihdamdaki yüzde 4.1'lik gerilemeye karşı bilim insanı ve mühendis istihdamının yüzde 6.3 gerilediğini, bunun bilançoları kısa vadede düzeltme güdüsüyle yapıldığını, ama sonucun ABD ekonomisinin uluslararası rekabette zemin kaybetmesi anlamına geleceğini yazdı. Mandel, 1995'de ABD ekonomisinde maddi varlıklarla maddi olmayan varlıklara yönelik yatırımların eşit oranda olduğunu, 2007'de ise 1.2 trilyon dolar tutarındaki maddi varlık yatırımına karşı maddi olmayan varlık yatırımlarının 1.6 trilyon dolara ulaştığına dikkat çekti. Mandel, büyük ölçüde yenilikçi projelere kaynak sağlayan risk sermayesi yatırımlarının 2008'in ilk üç çeyreğine göre 2009'un ilk üç çeyreğinde yarı yarıya azaldığını da ekledi.

Bu koşullarda, başta AR-GE ve personel eğitimleri (ABD şirketlerinin personel eğitimine harcadıkları toplam tutar 134 milyar dolar) olmak üzere maddi olmayan yatırımların GSYİH hesaplamasında dikkate alınmaması, özellikle ABD ekonomisi gibi bir ekonomi açısından önemli hesap sapmalarına göz yumamk anlamına geliyor.

Krizde 180 milyar dolar devlet yardımı alan ve ve 2008'den beri dört kez CEO değiştiren, halen yüzde 80'i kamu mülkiyetinde bulunan AIG'nin açıkladığı ikinci çeyrek karı, Merkez Bankası'nın sıfır faizleri sürdürdüğü bir ortamda olağanüstü bir gösterge olarak değerlendirilmiyor.

...