Giriş
Makaleler
Seyir Defteri
Şeyler
Arşiv
Bağlantılar
...
...
11 ARALIK 2009
"Barış için savaş"

Nobel Barış Ödülü töreninde Obama: "Amerika Birleşik Devletleri, vatandaşlarımızın kanı ve kollarımızın gücüyle 60 yılı aşkın bir süredir küresel barışın korunmasına destek olmaktadır."

Oslo, Aralık 2009
10 Aralık'ta Norveç'in başkenti Oslo'da düzenlenen Nobel Ödül Töreni'nde ABD Başkanı Barack Obama'nın yaptığı konuşmanın büyük bir bölümü "savaşın barışın korunmasında oynadığı rol"le ilgiliydi. Son 90 yılda Nobel Barış Ödülü alan ilk görevdeki ABD Başkanı olan Obama'nın konuşmasından bir bölüm:

"İşe acı gerçeği kabul ederek başlamalıyız: Şiddete yol açan çatışmaları ömürlerimiz içinde ortadan kaldıramayacağız. Ulusların güç kullanımını (tek tek ya da birlikte) sadece gerekli değil aynı zamanda ahlaki açıdan haklı bulduğu durumlar olacak.

Bu konuşmayı yaparken Martin Luther King Jr.'ın yıllar önce aynı törende söylediklerini düşünüyorum: "Şiddet asla sürekli barış getirmez. Hiçbir toplumsal sorunu çözmez: Sadece yeni ve daha karmaşık sorunlar yaratır." Dr. King'in hayatını adadığı çalışmaların doğrudan sonucu olarak burada duruyorum ve barışçılığın ahlaki gücünün canlı tanığıyım. Gandhi ve King gibilerde ve hayatlarında, zayıf, edilgen ya da naif hiçbir şey bulunmadığını biliyorum.

Ama ülkemi korumaya ve savunmaya yemin etmiş bir devlet başkanı olarak sadece onların yolunu izleyemem. Dünyaya olduğu gibi bakıyorum ve Amerikan halkına yönelik tehditler karşısında hareketsiz duramam. Kimse aldanmasın: Bu dünyada kötülüğün olduğu bir gerçek. Barışçı bir hareket Hitler'in ordularını durduramazdı. Pazarlıklar El Kaide'nin silah bırakmasını sağlayamaz. Güç kullanımının bazen gerekli olduğunu söylemek kötümserliğe çağrı değildir; tarihin, insanların kusurlarının ve aklın sınırlarının kabul edilmesidir.

Bu noktaya değiniyorum, bu noktayla başlıyorum, çünkü bugün pek çok ülkede askeri harekatlar konusunda -nedeni ne olursa olsun- derin bir kararsızlık var. Ve bazen buna, dünyanın tek askeri süper gücü ABD'ye yönelik refleksif bir şüphe eşlik ediyor.

Ama dünya şunu hatırlamalı ki, 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyaya istikrar getiren öyle uluslararası kuruluşlar, anlaşmalar ve deklarasyonlar değildi. Ne tür hatalar yapmış olursak olalım, ortadaki gerçek şudur: Amerika Birleşik Devletleri, vatandaşlarımızın kanı ve kollarımızın gücüyle 60 yılı aşkın bir süredir küresel barışın korunmasına destek olmaktadır. Erkek ve kadın askerlerimizin verdikleri hizmet ve yaptıkları fedakarlıklar Almanya'dan Kore'ye barışın ve refahın önünü açmış, Balkanlar gibi yerlerde demokrasinin yerleşmesini sağlamıştır. Bu yükü, irademizi dayatmak için omuzlamış değiliz. Bunu, kendi çıkarlarımızın bilinciyle yaptık: Çocuklarımız ve torunlarımız için daha iyi bir gelecek istiyoruz ve ancak başkalarının çocukları ve torunları da özgürlük ve refah içinde yaşarsa onların daha iyi bir hayat sürebileceğine inanıyoruz.

Yani evet, barışın korunmasında savaşın da oynadığı bir rol var. Öte yandan bu gerçek, bir başka gerçekle birlikte var olmalı. Ne kadar haklı olursa olsun, savaş insanlığa trajedi getirir. Askerin cesareti ve fedakarlığı görkemlidir; ülkeye, davaya ve silah arkadaşlarına adanmışlığın ifadesidir. Ama savaşın kendisi asla görkemli değildir, ve onu asla öyle göstermemeliyiz."

Kaynak: Beyaz Saray Web sitesi

...